18 Şaban 1431 | 30 Temmuz 2010
89CADE1A-BFD6-47AF-AA5E-7FAB6EDCDDBC
Üye Girişi
|
Üye Ol
ANA SAYFA
KUR'AN-I KERİM
Okuyun
Dinleyin
Bilgilenin
SON PEYGAMBER
TASAVVUF
Tasavvufa Dair
Yolumuzun Esasları
Silsile-i Şerif
Hatm-i Hacegan
Evrad-ı Şerif
M. ZAHİD KOTKU (RH. A.)
Hayatı
Fotoğrafları
Kitapları
Sohbetleri
M. ES'AD COŞAN (RH. A.)
Hayatı
İslam Anlayışı
Tasavvuf Anlayışı
Hizmet Anlayışı
Kitapları
Başmakaleleri
Sohbetleri
Fotoğrafları
Anma Programları
M. NUREDDİN COŞAN
SIK SORULAN SORULAR
Soru-Cevap
Sık Sorulan Sorular
Soru-Cevap
>
Sık Sorulan Sorular
CEMAATLE İLGİLİ KONULAR
SORU: Cemaatin varlığının fıkhi hükmü nedir ve İslâmi cemaatin hedefleri neler olmalıdır?
CEVAP:
Müslümanların tek cemaat halinde yaşamaları farz olup, tefrikaya düşmeleri haramdır. Kuranı Kerim bu hususta şöyle buyuruyor: "Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız, tefrikaya düşmeyiniz." Al-i İmran/103 Peygamber (sa.) ise şöyle buyuruyor "Beş şeyi sizi tavsiye ederim; Cemaatleşmeyi, müslüman amiri dinlemeyi, emre itaat etmeyi, gerekirse hicreti ve Allah'ın yolunda cihadı." Cemaat halinde yaşamak çok önemli olduğu içindir ki. İslâm dini.mahalli ve genel olmak üzere iki çeşit toplantı emrediyor. Mahalli toplantı, günde beş vakit namaz, haftada bir Cuma namazı, yılda iki defa bayram namazı için yapılan toplantıdır. Kabe etrafında ve Arafat dağında yapılan toplantı ise genel toplantıdır. Cemaatın hedefi; İla-yı Kelimetûllah ve Allah'ın nizamını yeryüzüne yerleştirmektir.
SORU: Günümüzde cemaatların çekişmelerinin sebebi nedir, önlenmesi için neler yapılmalıdır?
CEVAP:
Günümüzde tek cemaat olunamayışmın sebepleri çoktur. Bir kısmını aşağıya alıyoruz:
1- Müslümanların samimiyet ve ihdaslarının zedelenmesidir. Günümüzde müslümanlar gerçekten İslama karşı samimi olsaydılar, elbette İslâmî gücü güçlendirmek için tekvücut olarak hareket edecekler ve tefrikaya yer vermeyeceklerdi.
2- Liderlerin makam ve itibarlarını kaybetme korkusudur. Bildiğimiz gibi çeşitli İslâmi cemaatler mevcuttur ve her cemaatin başındaki liderler bir araya gelebilseler, müslümanların bir tek cemaat haline gelmesi daha kolaydır. Ama maalesef bazı liderler, makam ve itibarlarını geniş bir ittifakda kaybetme endişesi ile diğer cemaatlerle birleşmeye pek rıza göstermiyor. Buna misâl isterseniz; Afganistan'daki cemaatlerin vaziyeti ortadadır. Çünkü cemaatler birleşecek olursa bazı liderlerin liderlikleri gidecektir.
3- Birçok müslümanın İslâmdan ziyâde kendi meşreb ve mezheplerine sarılmalarıdır. Şuursuzluk ve gaflet hakim olduğunda İslâmın güçlenmesinden ziyâde, bir çok müslüman. meşreb ve mezhebinin güçlenmesi için çalışıyor. Peygamberlerden ziyade. Hocasını ve mürşidini dile getiriyor ve onun için her türlü fedakârlığı yapıyor. Meşrebinin davasını kendi davası kabul ediyor. Yani İslâmi görmüyor. mürşidi görüyor ve böylece İslâm'dan uzak kalıyor.
4- Ülkede medreseler ve dini müesseselerin kapatılmasıyla büyük bir boşluk meydana geldi. Alimlerimizin çoğu ebediyat alemine intikal ettiği gibi yetişen de pek olmadı. Böylece İslâmi faaliyetler yeteneksiz ve câhil kimeselere bırakıldı. Bunun için bugün ciddi olarak, ihlâsla İslâmi düşünen kişilerin sayısı çok azdır.
Evet, bugün Türkiye sathında yüzbine yakın din görevlisi vardır. Resmi olmayan kimseler de az değildir. Ama İslâmi düşünen alimlerimiz pek yoktur. Yetişme tarzımız da İslâmi değildir. Çok büyük bir ekseriyet kendi geçimini sağlamak için çalışıyor ve makamını düşünüyor. Bunun için bu tip insanlar bir araya gelseler bile, birbirlerine ne diyecekler? Zaman zaman il ve ilçe müftülükleri bir araya getirilip seminerler tertip ediliyor, fakat seminerlerin konusu mevzuat ve idari meseleler oluyor. İslâmın güçlenmesi için bir iş ve fikir ve güç birliği söz konusu değildir. İslama hizmet etmek için bir teklif de gündeme getirilmiyor. Bu gün dini hizmetler; mevlüt okutmak ve okumak ve mânâsını anlamadan sesi güzel hafızlardan Kur'ân dinlemek ve güzel sesle okunan mevlitleri dinlemekten ibarettir. Ama ciddi, ihlâslı ve şuurlu insanlar yetiştirilmiyor. Hatta bugün selâtin camilerine tayin edilen imamların, sadece sesine bakılıyor. İlmine önem verilmiyor. Hülâsa, müslümanlar arasındaki çekişmenin sebebi cehalet, şuursuzluk, samimiyetsizlik, kıskançlık, makam ve menfâat sevgisidir.
SORU: "Ümmetimin ihtilafı rahmettir" hadisinden murad nedir?
CEVAP:
İslâmi hükümler üç çeşittir:
1- Allah'a ve ahirete iman etmek gibi, bedihi ve tevatür yoluyla sabit olan hükümlerdir. Böyle hükümleri inkâr edip, reddini ifade eden münâkaşalar yapmak küfür ve dalâlettir.
2- Kur'ân-ı Kerim ile Sünneti Seniyyenin sarahaten beyân etmedikleri, fakat cumhur ulemanın bu iki kaynağın ışığı altında ifâde ettikleri hükümlerdir. Bu hükümleri kabul edip gereği ile amel etmek lazımdır. Bunlara inanmayıp aksine hareket etmek ve davranmak küfür değilse de bid'atdır. Meselâ; Eş'arüerin yedi. Maturidilerin sekiz olarak kabul ettikleri, Allah'ın sıfatlarını inkâr etmek gibi. Bu meselede mutezile, cumhura muhalefet ederek bunları inkâr ettikleri için ehli Bid'at sayılmıştır.
3- Kur'ân ve Sünnetin sarahaten ifâde etmedikleri, iki veya daha fazla ihtimali bulunan hükümlerdir. Bunların hakikatinin ortaya çıkması için alimler o hususta münazara edip kanâatlarını bildirirler. Gerçeği arama hususunda alimler arasında meydana gelen ihtilaf. rahmettir. Peygamberin hadisi buna işaret ediyor. Münazara, hakkın anlaşılması için yapılan bir tartışmadır. Bu ise bir ibadet olup, hatta farzı kifâyedir. Bunun alâmeti, hakikat anlaşıldığı zaman münazara eden kimse haksız çıkıp mağlub da olsa hoşuna gitmesidir. Çünkü gaye hakkın anlaşılması olmalıdır. Münâkaşa edenin gayesi, hasmını mağlub etmek ise buna mücadele denir. Mücâdele ise haramdır.
SORU: Cemaat ve cemaatleşme hizipleşme midir?
CEVAP:
Cemaat ile hizip kelimeleri aslında Arapçadır. Sonradan Türkçe'ye geçmişlerdir. Manaları birbirine yakındır. Cemaatın mânâsı fertlerden meydana gelen bir toplumdur. Hizip de fırka ve cemaat anlamındadır. Kur'am Kerim şöyle buyuruyor: "Şüphesiz Allah'ın cemaatı mutlaka galip olacaktır." (Maide/56) Ancak hizipleşme kelimesi, Türkçe'de tefrika ve bölücülük yapmak mânâsına da gelmektedir ve bu anlamda cemaat ve hizipleşme ayrı manalar taşır. Cemaatleşmenin mânâsı imana, Kur'âıra, vatan ve müslümanlara hizmet etmek gayesiyle, birkaç kişinin bir araya gelip kenetlenmesidir. Böyle bir işi yapmak büyük bir ibadettir. Bugün Türkiye'de nice cemiyetler ve cemaatler var ki büyük hizmetler vermektedirler. Bu cemaatleri meydana getiren, cemaat ruhuna sahip fertlerdir. İslâm tarihinde ilk cemiyetleşen fertler Peygamber ve etrafındaki ashabıdır. Bunların hareketlerine hizipleşme demek mümkün olmadığı gibi, mukaddes bir gaye için bir araya gelip hizmet veren ehli himmet başka cemaatlerin hareketlerine de hizipleşme demek mümkün değildir.
SORU: İhtilafa sebebiyet veren faktörler nelerdir?
CEVAP:
İhtilafa sebebiyet veren faktörleri iki ana maddede toplayabiliriz:
1- İlmi hakikatlerin anlaşılması için meydana gelen fikirlerin çarpışmasıdır. Mezhepler arasındaki ihtilaf bu kabiledendir. Bu fikir çarpışması, daha önce de belirttiğimiz gibi büyük bir ibadettir ve rahmettir. Çünkü bu ihtilaf gerçeklerin anlaşılmasına vesiledir.
2- Makam ve menfaatdir. Hubbu cah, şan ve şereftir. İşte müslümanları birbirlerine düşüren ve güçsüz bir hâle getiren budur. Bunun toplumdaki tahribatı, bir davar sürüsüne musallat olan kurdun tahribatından daha büyüktür. Çaresi Gafletten uyanmaktır.
Dünyanın fâni, mefâat ve makamın da geçici olduğunu düşünüp Allah'ın gösterdiği yöne yönelmek ve sımsıkı Allah'ın ipine sarılmaktır. Tefrika hâlinde yaşayan bir milletin felahı ve kurtuluşu mümkün değildir. Bediüzzaman (Rh) ihlâs ve uhuvvet risâlelerindeki mesajı, ihlâs her şeyin özellikle ibadetlerin başı ve ruhudur. İhlâsı olmayan bir ibâdet cansızdır, ölüdür. Hiçbir anlamı yoktur. Bu yüzden her onbeş günde bir defa ihlâs risalesinin okunmasını tavsiye ediyor.
iskenderpasa.com
Hukuki Şartlar
|
İletişim
Yardım
|
Site Haritası
Copyright 2000-2009 Server İletişim A.Ş. Her hakkı mahfuzdur.
All Rights Reserved.
Sık Kullanılanlara Ekle
|
Tavsiye Et