Hululü ve duhulü ile müşerref olduğumuz üç aylar, bizler ve cümle ümmet-i Muhammed hakkında olumlu, hayırlı, uğurlu ve feyizli olsun; yüce Rabbimiz, Regaib, Miraç ve Berat kandillerimizi mübarek ve müteyemmen eylesin!
Bu yıllar tüm dünyada büyük kargaşalar, süratli değişme ve gelişmeler görülüyor; Rusya, Amerika’ya ve Batı’ya yakınlaştı. Acaba aralarında ne pazarlıklar yaptılar, ülkeleri ve bölgeleri nasıl paylaştılar? Afganistan cihadımız hangi tür çözüme gidecek? İran-Irak savaşının âkıbeti ne olacak? Sabrı taşan Filistin halkının direnişinden hangi sonuç çıkacak? Yoksa yahudilerin sonu mu geldi? Türkiye, hırçın ve küstah Yunanistan’la birdenbire niye barıştırıldı; bu arada kim kime ne taviz veriyor? Kıbrıs ne olacak? Bir zamanlar acımasızca karşımıza aldığımız ve küstürdüğümüz Cezayir’le şimdi barışma ve dostluk, Tunus’la iş birliği, Mısır’la bir seri anlaşma ama bir yandan da doludizgin Avrupa Topluluğu’na katılma çalışmaları acaba ne anlam ifade ediyor?
Görülüyor ki Türkiye’ye çok önem veriliyor, üzerinde büyük oyunlar oynanıyor ve karanlık hesaplar yapılıyor; emperyalizm, şovenizm, siyonizm ve Hıristiyanlık hızlı iç ve dış gelişmelerden âzamî istifade peşinde; ticaretten, turizmden, Avrupa Topluluğu’na girişle ilgili çeşitli serbestleştirme kararlarından ve sair imkânlarından gerçekten de faydalanıyor. Maliyemizin, ziraatimizin, sanayimizin, madenlerimizin, arazi, mülk ve müesseselerimizin, din, iman ve kültürümüzün geleceği ve âkıbeti hakkında çok ciddi endişelerimiz var.
Müslümanlar din ve iman için tebliğ ve irşad için bir çalışırsa, şer cephesi küfür ve ilhad için idlal ve ifsat için bin misli gayret gösteriyor.
Ehl-i hak ve ehl-i gayret, camiler, Kur’an kursları, İmam-Hatip liseleri, bazı özel okullar, mahdut ve cüz’î neşriyat gibi cılız teşebbüslerle yaymaya ve öğretmeye çalışırken; ehl-i küfür, ehl-i dalâl barlar, diskotekler, kumarhaneler, gazinolar, meyhaneler, sinemalar, tiyatrolar, filmler, televizyon programları, videolar, romanlar, gazeteler, dergiler, kitaplar, ansiklopediler, kulüpler, localar, kökü dışta teşkilatlar, ajanlar, misyonerler, sapık ideolojiler ve kalabalık kadrolar ile olanca gücüyle yükleniyor.
Devletin bu hengâmede millî bünyeyi koruyucu ve dini kollayıcı yardım ve desteği yetersiz; yöneticilerin ve aydınların çoğu, bu kıyasıya mücadelenin müsbet şuurundan yoksun, hatta bazı cahil ve gafiller karşı cephede rol almış.
Demek ki gayret gene bize düşüyor. Önümüze açılan şu yeni mânevî hayır, feyiz ve bereket mevsiminde tüm mü’minlerin silkinip davranması, sahip olduğu her türlü imkân ve müktesebat ile İslâm’ın yardımına ve dünyanın her yerindeki mağdur ve mazlum kardeşlerimizin imdadına koşması gerekiyor.
Çevreyi ve olayları çok dikkatli izlemeli, birleşmeli, gerekli tedbirleri hiç vakit kaybetmeden süratle almalıyız.
*