18 Şaban 1431 | 30 Temmuz 2010
89CADE1A-BFD6-47AF-AA5E-7FAB6EDCDDBC
Üye Girişi
|
Üye Ol
ANA SAYFA
KUR'AN-I KERİM
Okuyun
Dinleyin
Bilgilenin
SON PEYGAMBER
TASAVVUF
Tasavvufa Dair
Yolumuzun Esasları
Silsile-i Şerif
Hatm-i Hacegan
Evrad-ı Şerif
M. ZAHİD KOTKU (RH. A.)
Hayatı
Fotoğrafları
Kitapları
Sohbetleri
M. ES'AD COŞAN (RH. A.)
Hayatı
İslam Anlayışı
Tasavvuf Anlayışı
Hizmet Anlayışı
Kitapları
Başmakaleleri
Sohbetleri
Fotoğrafları
Anma Programları
M. NUREDDİN COŞAN
SIK SORULAN SORULAR
Soru-Cevap
Sık Sorulan Sorular
Soru-Cevap
>
Sık Sorulan Sorular
TAHARETLE İLGİLİ KONULAR
SORU: Bir kimsenin eli kesilir ve kendisine altın veya benzeri bir madenden takma el takılırsa, gusul ve abdest alırken nasıl yapmalıdır?
CEVAP:
Taktığı eli çıkarmak zor değilse onu çıkarıp yerini yıkamak zorundadır. Şayet et ve deri içine yerleştirilmiş ise, onu çıkarmak caiz olmadığı gibi ne altını ve ne de takma elini yıkaması gerekir.
SORU: Misvak'ın fazileti hakkında çok hadîs vârid olmuştur. Şer'an misvak nedir? Fırça misvak sayılır mı?
CEVAP:
Misvak, diş ve ağzı temizlemek için ağaçtan veya temizleyici başka bir şeyden yapılmış temizlik aletidir. Hicaz'da bulunan "Erak" isimli bir ağaçtan olması şart değildir. Ancak "Firak" ağacının faydalı maddeleri ihtiva ettiği ve Allah'ın Resulü (sa.) onu kullandığı için daha faziletlidir. Dinen fırça da misvak sayılır. Peygamber'in sünnetine riâyet etmek gayesi ile ağzını fırçalayan kimse ağzını temizlediği gibi sevaba da nail olmuş olur.
SORU: Çorap üzerine mesh etmek caiz midir?
CEVAP:
Ayakta sadece çorap bulunup çorabın alt kısmında deri gibi meshe elverişli bir şey olmazsa, üzerine mesh etmek dört mezhebe göre caiz değildir. Fakat sahabeden Hz. Ali, İbn'i Mes'ud, İbn'i Ömer, Enes, Ammar, Bilal, Bera, Ümame ve Sehl (ra.) çorap üzerine mesh etmenin caiz olduğunu söylüyorlar. Ama çorap sık ve alt tarafı deri olup kendisiyle yürümek mümkün olduğu takdirde üzerine mesh etmek hususunda ihtilâf vardır. Şafiî mezhebinde sahih kavle göre üzerine mesh etmek caizdir. Hanefi mezhebinde de böyle bir çorap üzerine mesh edilebileceği hususunda ittifak vardır.
SORU: Bir kimse taksi ve otobüs gibi bir vasıtaya biner ve uykuya dalarsa abdesti bozulur mu?
CEVAP:
Hanefi mezhebinde bazılarına göre bir şeye dayanıp uyuyan kimsenin abdesti bozulur. Şâfi'î mezhebinde ise, makadı yere dayandıktan sonra bozulmaz. Ancak yol bozuk olduğundan araba sarsılıp makadı oturduğu yerden ayrılırsa o zaman bozulur.
SORU: İdrardan sonra bazen beyaz su çıkar; bu guslü gerektirir mi?
CEVAP:
Buluğ çağına ermiş kimsenin dört çeşit suyu vardır:
1-İdrar,
2- Meni,
3- Mezî,
4- Vedî.
Bunlardan guslü gerektiren yalnız menidir. Meninin üç özelliği vardır:
1-Sıçrayarak çıkması,
2-Hazzın hasıl olması.
3-Yaş iken hamur kokusunu, kuru iken yumurtanın beyaz kısmının kokusunu vermesidir.
Vedî, idrardan sonra çıkan katı ve beyaz bir sudur. Mezî de beyaz ve ince bir su olup şehvet hissi galebe çaldığı anlarda meydana gelen bir sudur. Binâenaleyh söz konusu olan yani idrardan sonra çıkan beyaz su guslü gerektirmez.
SORU: Erzurum ve benzeri iklimi soğuk bir muhitte misafir bulunan kişi, ihtilam halinde soğuk sudan başka gusledecek başka bir su bulamıyorsa ve bu durumda büyük bir ihtimalle hasta olacaksa ne yapmalıdır?
CEVAP:
Ortalık çok soğuk olur, sıcak su ve yıkanmak için uygun bir yer bulunmazsa, hastalık kuvvetle muhtemel olduğundan müsaid bir zaman ve zemin oluncaya kadar teyemmüm edip namaz kılabilir. Amr bin As, bir yolculukta ihtilam oldu. Ortalık çok soğuk olduğundan yıkanmadı. Teyemmüm ile namaz kıldı. Rasûlüllah (sa.) da buna müdâhale etmeyip sükut etti.
SORU: Tuvalet kağıdı ile temizlenmek caiz midir?
CEVAP:
Def-i hacet için tuvalete giden herkes su veya taş gibi pisliği giderici bir şeyle temizlenmek mecburiyetindedir. Taş ve onun hükmünde olan şeylerle temizlenebilmek için de bir kaç şart vardır. Bu şartlardan biri, bu temizlik vasıtalarının muhterem olmamasıdır, binaenaleyh ekmek ve üzerinde dini ibare yazılı olan kağıt ile temizlenmek caiz değildir. Fakat üzerine müstehcen ve ahlak bozucu ibare yazılmış kağıt ile tuvalet kağıdını istincada kullanmakta beis yoktur. Ancak Hanefî ulemâsına göre. yazı yazmaya elverişli olan beyaz kağıt ve üzerinde yazı -müstehcen de olsa- bulunan yaprak ile temizlenmek caiz değildir. Amma yazıya elverişli olmayan kağıdı -tuvalet kağıdı gibi- kullanmakta beis yoktur.
SORU: Cünüp olan kimseye yasak olan şeyler nelerdir?
CEVAP:
Cünüp olan kimseye yasak olan şeyler aşağıya alınmıştır:
1-Namaz kılmak,
2-Kabe'yi tavaf etmek,
3-Kur'ân-ı Kerîm'e dokunmak ve onu taşımak. Binâenaleyh üzerine âyet-i kerîme yazılı olan madeni veya kağıt paraya abdestsiz veya cünüp olarak dokunmak veya taşımak caiz değildir. Meselâ şimdiki beş yüz lira üzerinde sûre-i feth'ın başı yazılıdır. Bunu taşıyabilmek için ya abdestli olmak veya üzerine âyet yazılı bulunan paranın taşınmasını caiz gören Şâfi'î mezhebini taklid etmek lazımdır.
4-Kur'ân-ı Kerîm'i okumak,
5-Camide kalmak.
SORU: Cünüp olan kimsenin tıraş olması veya tırnak kesmesi caiz midir?
CEVAP:
Cünüp olan kimsenin yıkanmadan tıraş olması ve tırnak kesmesi haram olmasa da iyi değildir. İmam-ı Gazali. İhyâü Ulum ed-Dîn kitabında şöyle diyor: Cünüp olan kimsenin tırnak kesmesi, tıraş olması, etek ve koltuk altını temizlemesi, kan aldırması veya vücuttan herhangi bir parça kopartması uygun değildir. Çünkü âhirette bütün vücud geri döneceğinden yıkanmadan kesilen veya tıraş olunan şey cünüp olarak dönecektir.
SORU: Biz köylüyüz çalışıyoruz, zaman zaman tırnaklarımızın altında kir toplanıyor, abdest aldığımız veya yıkandığımız halde yine kir yerinde kalıyor. Bu durumda abdest ve gusülümüz sahih midir?
CEVAP:
Tırnakları kesmek sünnettir diyen olduğu gibi vaciptir diyen de olmuştur. Hanefî âlimlerinin kaydettiklerine göre tırnak ve bıyık gibi bedende kesilmesi matlup olan şeyleri kırk günden fazla bırakmak caiz değildir. Böyle bir müddet ihmal eden kimse cezaya müstehak olur. Şafiî alimlerinin görüşlerine göre de tırnak ve benzeri şeyleri kesmek Sünnettir, vacip değildir. Kesilmesi ister vacip ister sünnet olsun; altında kir ve toprağın bulunması abdestin sıhhatine mani değildir. Yalnız hamur, mum ve benzeri bir şey olursa manidir. Peygamber (sa.) tırnakların kesilmesini emreder, ama namazın iadesini emretmezdi. Tırnakların altındaki kir abdestin sıhhatine mani olsaydı mutlaka o halde kılınan namazın iadesini emredecekti. Kurret el-Ayn kitabının ifâde ettiğine göre ter veya bedenden doğan bir şey kıllar üzerine veya vücudun herhangi bir yerine yapışıp kalırsa abdest ve gusül de zail olmazsa bedenden bir cüz gibi sayılır. Gusle mani değildir. Ama vücuttan doğan değil, toz, ve toprak gibi bir şey birikirse mani olur.
SORU: Tırnaklarını oje ile boyayan bir kadının durumu nasıldır? Yani abdesti veya guslü sahih midir, günahkâr olur mu?
CEVAP:
Tırnaklan oje ile boyamak haddi zatında haram değildir. Ancak oje tırnak üzerine bir tabaka meydana getirdiğinden abdest ve guslün sıhhatine manidir. Bunun için abdest almak, cünüp veya hayızdan yıkanmak isteyen ojeli kadın mutlaka ojesini kazımak zorundadır. Aksi takdirde abdesti veya guslü sahih olmadığından namazı batıldır. Yalnız hayız halinde bulunan bir kadın hayız sonuna kadar tırnaklarını ojeli bulundurabilir. Aynı zamanda bir kadın abdest aldıktan sonra yine tırnaklarını oje ile boyayıp ikinci defa abdest almaya muhtaç oluncaya kadar ojesini bırakabilir. Abdest almak istediğinde kazımak zorundadır.
SORU: Erkek ihtilam olduğu gibi kadın da ihtilam olabilir mi?
CEVAP:
Erkek olsun kadın olsun ihtilam olur. Meni dışarıya çıkarsa gusül îcâb eder. Erkek için bu hal tabii olduğu gibi kadın için de tabiidir. Ancak bu hal kadınlarda az görülür. İmam-ı Muhammed'e göre kadın ihtilam olur. Fakat meninin dışarıya çıktığını görmezse ihtiyaten yıkanması daha iyidir. Çünkü kadından çıkan meninin geri dönmesi muhtemeldir.
SORU: Güneş enerjisiyle ısıtılan suyla, açıkta kalan veya bir kapta güneşle ısınan su arasında fark var mıdır? Güneş enerjisiyle ısıtılan su ile abdest almanın ve gusletmenin hükmü nedir? Varsa mahzur ve zararı nedir?
CEVAP:
Demir, tunç ve bakır gibi madeni kaplarda ve sıcak memleketlerde güneş enerjisiyle ısıtılan suyla abdest almak ve gusletmek mekruhtur. Çünkü Hz. Aişe bir gün Hz. Peygamber (sa.) için güneşte su ısıttı. Bunun üzerine Peygamber (sa.): "Ey Humeyra (Hz. Aişe'nin lakabıdır) öyle yapma. Çünkü o alaca hastalığına sebebiyet verir" buyurdu. Fıkıh âlimleri bu hususta şöyle diyorlar. Madeni bir kapta sıcak bir memlekette güneş enerjisiyle su ısıtılırsa güneşin etkisiyle o kaptan küçükçe parçalar kopup suya karışır, kullanıldığı zaman vücutta mesameleri kapatır ve vücut hava alamaz bir hale gelir. Böylece vücudun her tarafında dolaşan kan kirlenip bozulur ve hastalık meydana gelir. Fakat su altın, gümüş, ağaç, cam ve topraktan yapılmış çanak gibi kaplarda veya gölet ve havuzda veyahut sıcak olmayan bir memlekette güneş enerjisiyle ısıtılırsa onu abdest ve gusülde kullanmakta bir sakınca olmadığı gibi madeni kaplarda ve sıcak memleketlerde güneşte ısıtılan suyun abdest ve gusülde değil, çamaşır yıkamak gibi şeylerde kullanılmasında da beis yoktur. Güneş enerjisiyle ısıtılan suyun, içinde bulunduğu kabın kapalı veya açık olması arasında fark yoktur. Her ikisi de mekruhtur. Yalnız kabın ağzı açık olursa keraheti daha şiddetlidir.
SORU: Gözlükten kurtulmak için gözlere takılan küçük lenslerin (merceklerin) hükmü nedir? Abdest ve gusle mani midir?
CEVAP:
Gözlükden kurtulmak için gözlere takılan küçük lensler, gusül veya abdeste mani değildir. Çünkü gusülde Hanefi mezhebine göre burun ve ağzın içini yıkamak gerekiyorsa da ne abdestte ne de gusülde gözün içini hiç bir mezhepde yıkamak îcâb etmez ve göze zarar verir. İbn'i Ömer ile İbn'i Abbas, gözlerinin içini yıkamağa devam ettikleri için gözlerini kaybettiler.
SORU: Elinin içi tenasül aletine dokunmuş olan bir Hanefî, Şâfi'î cemaatına imam veya hatîb olabilir mi?
CEVAP:
Elinin içi tenasül aletine dokunmuş olan bir Hanefî'nin -Hanefî mezhebine göre abdesti bozulmadığmdan- namaz kılar veya kıldınrsa namazı sahihtir. Ancak Şâfi'î cemaatına namaz kıldırması doğru değildir. Şâfi'î cemaat durumu bildiği halde kendisine uyarsa namazları fasittir. Zira imam ile cemaat arasında irtibat vardır. Yalnız böyle bir kimse sadece hutbe okumakla iktifa eder ve namazı Şâfi'î mezhebine göre abdesti yerinde olan bir kimse kıldırırsa sahihtir. Çünkü cemaatle hatîb arasında böyle bir bağlantı yoktur.
SORU: Bevlettikten sonra susuz, kuru istibranın -el ayası ile yapılan istibranın- hükmü nedir? Su mevcut olduğu halde böyle bir istibra yapılabilir mi?
CEVAP:
Şafiî mezhebinde racih (ağır basan) görüşe göre. su ile yıkamadan el ayası ile yapılan istibra sahih değildir. Çünkü insanın eli muhteremdir. Bu nedenle el ile yapılan istibra ile yetinilse onunla kılınan namaz sahih olmaz. Fakat önce sol el ile istibra edilip, daha sonra su ile yıkansa bunda beis yoktur. Hanefi mezhebinde ise sulu susuz sağ el ile istibra etmek tahrimen mektuhtur. Sol el ile mekruh değildir. Peygamberimiz (sa.) şöyle buyurmaktadır: "Sizden biriniz işerse tenasül aletini sağ eliyle mesh edip istibra etmesin".
SORU: Müslüman olmayan ülkelerden müslüman ülkelere ithal edilip piyasaya sürülen giyilmiş elbise, aslında Avrupa ve Amerika'dan gelmektedir. Şer'î temizlik nedir bilmeyen, şarap ve necasete bulaşan gayr-i müslimler tarafından giyilmiştir. Bunları giyip namaz kılmak caiz midir?
CEVAP:
Eşya aslında tahirdir. Necaseti tahakkuk etmedikçe onun necasetine hüküm edilmez. Binaenaleyh gayr-i müslimin giydiği elbisenin müteneccis olduğunu gözümüzle görmedikten sonra onu giyip namaz kılmamızda beis yoktur. Keza necasetten sakınmayan içkici, deli, kasap ve çocuk gibi kimselerin elbiseleriyle namaz kılmak caizdir. İbn'i Hacer diyor ki: Avrupalılar her ne kadar temizliğe riâyet etmiyorlar veya hayvanları boğuyor, kesmiyor diye söyleniyorsa da, oradan gelen nesnenin müteneccis olduğunu veya ithal edilen etin boğulmuş hayvan eti olduğunu gözümüzle görmedikten sonra temiz sayılır. Binaenaleyh oradan gelen yağ yenir ve et tahir olarak kabul edilir. İbn-i el-Salah'a: "Gayri müslimlerin kumaş imalinde domuz yağını kullandıkları şayi'ası vardır. Bu husus için ne yapmak îcâb eder?" diye sorulduğunda, dedi ki: "Elde olan kumaşta necaset tahakkuk etmedikçe müteneccis sayılmaz".
iskenderpasa.com
Hukuki Şartlar
|
İletişim
Yardım
|
Site Haritası
Copyright 2000-2009 Server İletişim A.Ş. Her hakkı mahfuzdur.
All Rights Reserved.
Sık Kullanılanlara Ekle
|
Tavsiye Et