18 Şaban 1431 | 30 Temmuz 2010
 
89CADE1A-BFD6-47AF-AA5E-7FAB6EDCDDBC
Üye Girişi | Üye Ol
  • ANA SAYFA
  • KUR'AN-I KERİM
    • Okuyun
    • Dinleyin
    • Bilgilenin
  • SON PEYGAMBER
  • TASAVVUF
    • Tasavvufa Dair
    • Yolumuzun Esasları
    • Silsile-i Şerif
    • Hatm-i Hacegan
    • Evrad-ı Şerif
  • M. ZAHİD KOTKU (RH. A.)
    • Hayatı
    • Fotoğrafları
    • Kitapları
    • Sohbetleri
  • M. ES'AD COŞAN (RH. A.)
    • Hayatı
    • İslam Anlayışı
    • Tasavvuf Anlayışı
    • Hizmet Anlayışı
    • Kitapları
    • Başmakaleleri
    • Sohbetleri
    • Fotoğrafları
    • Anma Programları
  • M. NUREDDİN COŞAN
  • SIK SORULAN SORULAR

  • Soru-Cevap
    • Sık Sorulan Sorular
Soru-Cevap > Sık Sorulan Sorular

İSLAMİ FIRKALARLA İLGİLİ KONULAR



SORU: İnanç sahasındaki fırkalar nelerdir?
CEVAP: Asrı saadette herhangi bir problem ortaya çıktığı zaman ihtilâfa yol açmadan kolayca halledilirdi. Çünkü Peygamber (sa.) en az günde beş defa müslümanlarla bir araya gelip onlarla birlikte karşılaştıkları problemleri gözden geçiriyordu. Peygamberi aşan bir mesele ortaya çıktığı zaman hakkında vahy-i ilâhî nazil olup onu açıklıyordu. Peygamber (sa.), irtihal ettiğinde tabii olarak Kur'ân-ı Kerîm ile Peygamber (sa.)'in sünneti her şeyi açıkça belirtmediğinden, birçok meselelerde ihtilâf baş gösterdi. Bu sebeple ibâdet ve hukuk alanında mezhepler oluştuğu gibi inanç sahasında da fırkalar meydana geldi. İnanç sahasındaki fırkalar; Mu'tezile, Şia, Havariç, Neccariye, Müsebbibe, Mürcie, Cebriye ve Ehli Sünnet olmak üzere sekiz sınıfa ayrılmıştır. Ehli sünnet de iki fırkadır. 1-Eş'arî fırkası, 2-Mâtüridî fırkası; Bu iki fırka arasında teferruatta ihtilâf olsa da. İnanç esaslarında birlik halindedirler. Biri diğerinin aleyhinde değildir. Hatta bir tek fırka sayılır. Ehli sünnet'in îtikâdlarını gereği gibi açıklamak çok uzayacağından sözü burada kesiyoruz. Ehli sünnet olmayan kimse küfrü gerektiren bir söz veya harekette bulunmazsa onu tekfir etmemek lâzımdır. Bu zamanda ehli sünnet ile şîa fırkaları her yerde mevcuttur. Fertleri, hangi fırkaya mensup olduklarını biliyorlar. Diğer fırkalar ise, mevcut olmakla beraber çoğu hangi fırkaya mensup olduklarını, hangi fırkayı taklid ettiklerini bilmezler. Çünkü kaderi inkâr edip; insanın kendi fiilini yarattığına inananlara çok rastlanır. Ama bunlar, mu'tezileye mensup olduklarını bilmezler. Yine, "mü'mine günah zarar vermez" diyen bazı kimselere rastlanır. Fakat bunlar da mürci'e fırkasına mensup olduğunu bilmezler.

 
SORU: Ehli sünnet nedir?
CEVAP: Ehli sünnet Kur'ân-ı Kerîm ile sünnet-i nebeviyyeye temessük edip, doğru yoldan sapmayan kimselerdir. Zamanımızda müslümanların kahir ekseriyeti bu fırkadandır. İnanç yönünden ne ifratı ne de tefriti vardır. Ehli sünnet'in inançları özetle şöyledir: Cenabı Allah (cc) bütün kemal sıfatlarla muttasıftır. Hiçbir eksiği yoktur. Her şeyin halikı O'dur. Zatında bir olduğu gibi sıfatlarında da birdir. Ezelîdir. Hiç bir şey yokken O var idi. Ebedîdir. Varlığı sonsuzdur.
 
SORU: Mutezile nedir?
CEVAP: Mutezile, hicretin birinci asrında ortaya çıkan İslâmî bir fırkadır. Abbasi devletinin ilk günlerinde büyük rol oynamıştır. En bariz iddiaları büyük günah işleyen kimsenin ne mü'min ne de kâfir olduğudur. Ehli sünnet ve'l Cemaat fırkasına muhalefetleri şu yedi meselede toplanmaktadır. a-Katil, zina ve içki içmek gibi büyük günahları işleyen kimse tevbe etmezse ne mü'min ne kâfirdir; ikisinin arasındadır. b-İnsan, bizzat kendi fiilini yaratır. Allah'ın onda hiçbir tesiri yoktur. Kader, kulun fiilinde cari değildir. Bundan dolayı Mûtezile'ye, Kaderiyye de denilir. c-Cenâb-ı Hakk'ın zatından başka bir şey yoktur. Yani Allah sıfat-ı sübûtiye ile muttasıf değildir. d-Kur'ân-ı Kerîm Allah'ın kelamı olup mahlûkudur. e-Allah Teâlâ (cc) âhirette görülmeyecektir. f-Eşyanın güzellik ve çirkinliği şeriat ile değil, akıl ile sabittir. g-Kul için hangisi iyi ise Allah onu yapmaya mecburdur. Mutezile fırkası uzun zaman mücadele vererek asırlarca yaşayabilmiş. Nazzâm, Câhız ve Zemahşerî gibi büyük dehâya sahip olan bir kadro yetiştirmeğe muvaffak olmuştur. Bununla beraber zamanla bu zihniyet zayıflamış ve onu savunan belli bir cemaat da kalmamıştır.
 
SORU: Şîa kimlerdir?
CEVAP: Şîa, Hz. Ali tarafını tutup, hilâfetin onun ve zürriyetinin hakkı olduğuna, kıyamete kadar bu hakkın onlardan çıkmayacağına inananlardır. İnanç yönünden Ehli sünnet ve'l-Cemaat'tan ayrı olduğu gibi amel yönünden de ayrıdır. Bu fırka Hz. Ali'ye karşı aşırı sevgi duyduğundan dolayı onun hasımlarını küfür ve dalalet ile itham edecek kadar ileri gidiyorlar. Şia'nın bir kısmı, Kur'ân-ı Kerîm'in açık hükümlerine ters düştüğü için müslüman sayılmaz. Meselâ beş vakit namaz ile Ramazan orucunu inkâr eden bir kısım Râfızilerle peygamberliğin Hz. Muhammed'e (sa.) değil, Hz. Ali'ye geldiğine ve Hz. Aişe'nin Hz. Muhammed (sa.)'e hıyanet ettiğine inanan, Hindistan ve Pakistan'da bulunan İsmâiliyye fırkası gibi. Şia'nın diğer kısmı ehli bidat ise de müslüman sayılır. Meselâ Yemen'de bulunan Zeydiyye fırkası Hz. Ali'nin, imamete daha müstahak olduğuna, bununla beraber üst varken astın da halife olabileceğine inandıkları için Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer ve Osman'ın hilâfetini reddetmiyorlar. Şiiler arasında Ehli sünnet'e en yakın fırka bu fırkadır. Caferiyye - İmârniyye fırkasına gelince; bunlar, tefsir sahibi olan Tabarasi gibi zevat müstesna ifrat etmektedirler. Bunlar ashabın birçoklarını tekfir ederek Ebû Bekir (ra.) ile Ömer (ra.)'i gasıp olarak nitelemektedirler. Aynı zamanda Al-i Beyt yoluyla rivayet edilmeyen hiç bir hadîs-i nazarı itibara almadıklarından Buhâri ile Müslim başta olmak üzere Kütübü Sitte-i Sahiha'yı kabul etmemektedirler. Bu fırka şu dört esasa dayanıyor: a-ismet: Oniki imamın günahtan masum ve unutkanlıktan uzak olmaları. b-Mehdilik: Gizlenmiş olan îmam Muhammed bin Hasan el-Askerî'nin ahir zamanda çıkıp dünyayı refah ve adaletle dolduracağına inanmak. c-Ric'at: Mehdinin çıkmasından sonra, Hz. Muhammed (sa.), Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve diğer imamlarla Ebû Bekir ve Ömer gibi hasımlarının diriltileceğine ve onlardan Al-i Beytin intikamını aldıktan sonra tekrar öleceklerine inanmak. d-Takiyye: Münasip bir zamana kadar durumlarını gizleyip, hüviyetlerini açığa vurmamak. Onlara göre oniki imama İmân etmek. Allah'a (cc) imân etmekten bir cüz sayılır. Yani oniki imamın imametini inkâr eden kimse müslüman sayılmaz.
 
SORU: Haricîler kimlerdir?
CEVAP: Haricîler, Hz. Ali ile Muâviye arasındaki ihtilâfı halletmek için hakeme başvurulunca Hz. Ali'nin hata ettiğine hükmederek kendisine karşı gelenlerdir. Bunların Ehli sünnet ve'l-Cemaat'e muhalefetleri şu meselelerdedir: a-İslâmî hükümleri teker teker bilmeyen müslüman değildir. b-Büyük günah işleyen kimseler müslüman sayılmazlar. c-Küçük yaşta ölenler imân ve küfürde babalarına tâbidir. d-Allah yalnız hayrı murad eder, şerri murad etmez.
 
SORU: Malum olduğu üzere müslümanların bir çok fırkaları vardır. Bunlardan biri de Haricîler'dir. Zamanımızda bunlar ekseriyyetle Umman Sultanlığında yaşamaktadırlar ve idare de onların elindedir. Bunların bariz vasıfları; Hz. Ali ve Muâviye arasındaki ihtilâfı bertaraf etmek için hakeme başvurulunca, Hz. Ali'nin hata ettiğine hükmederek kendisine karşı gelmeleridir. Bu Haricîlerin müslüman sayılıp sayılamayacakları meselesinde durum nedir?
CEVAP: Haricîlerin her ne kadar birçok hataları varsa da küfürlerini gerektiren kesin bir belge de yoktur. Biz ehli kıbleyi tekfir etmekten sakınmakla me'muruz. Ayrıca Hz. Ali (ra.) bunların müslüman olduklarını belirterek şöyle buyurur: "Kardeşlerimiz bize karşı geldiler".
 
SORU: Neccâriye nedir?
CEVAP: Neccâriye, birçok meselelerde Mutezilenin görüşünde olup, kader konusunda onlardan ayrılan bir mezheptir. Ehli sünnet'e muhalefet ettikleri meseleler şunlardır:
a-Allah Teâlâ'nın sadece zatı mevcuttur, sıfat-ı subütiyyesi yoktur.
b-Kur"ân-ı Kerîm mahluktur.
c-Cenabı Allah âhirette görülmeyecektir.
 
SORU: Müsebbibe nedir?
CEVAP: Müsebbibe: Allah Teâlâ'nın yarattıklarına benzediğine inanan bir fırkadır. Ehli sünnet'e muhalefet ettikleri meseleler:
a-Allah Teâlâ (haşa) yaratıklara benzer.
b-Bazı zevata hulul edip birleşir.
 
SORU: Mürcie nedir?
CEVAP: Mürcie, iyi amelin küfre fayda vermediği gibi masiyetin de İmâna zarar vermeyeceğine inananlardır. Ehli sünnet'e muhalefet ettikleri meseleler:
a-Mü'min olan kimse günah işlese de mü'min olduğu için günah kendisine zarar vermez.
b-Mü'min olan kimse günah işlese de kendisine azâb edilmeyecektir.
 
SORU: Cebriye nedir?
CEVAP: Cebriye, insanların yaptıkları işlerde iradesiz olduğuna inananlardır. Ehli sünnet'e muhalefet ettikleri meseleler:
a-İnsan cansız mahluk gibidir. Hiç bir kudreti yoktur.
b-Allah Teâlâ, hâdise olmadan onu bilmez.
c- Âhirette belli bir müddet geçtikten sonra Cennet ve Cehennem içindekilerle beraber yok olacak.
 



iskenderpasa.com Hukuki Şartlar | İletişim Yardım | Site Haritası
Copyright 2000-2009 Server İletişim A.Ş. Her hakkı mahfuzdur. All Rights Reserved. Sık Kullanılanlara Ekle | Tavsiye Et