18 Şaban 1431 | 30 Temmuz 2010
 
89CADE1A-BFD6-47AF-AA5E-7FAB6EDCDDBC
Üye Girişi | Üye Ol
  • ANA SAYFA
  • KUR'AN-I KERİM
    • Okuyun
    • Dinleyin
    • Bilgilenin
  • SON PEYGAMBER
  • TASAVVUF
    • Tasavvufa Dair
    • Yolumuzun Esasları
    • Silsile-i Şerif
    • Hatm-i Hacegan
    • Evrad-ı Şerif
  • M. ZAHİD KOTKU (RH. A.)
    • Hayatı
    • Fotoğrafları
    • Kitapları
    • Sohbetleri
  • M. ES'AD COŞAN (RH. A.)
    • Hayatı
    • İslam Anlayışı
    • Tasavvuf Anlayışı
    • Hizmet Anlayışı
    • Kitapları
    • Başmakaleleri
    • Sohbetleri
    • Fotoğrafları
    • Anma Programları
  • M. NUREDDİN COŞAN
  • SIK SORULAN SORULAR

  • Soru-Cevap
    • Sık Sorulan Sorular
Soru-Cevap > Sık Sorulan Sorular

ŞİRKET VE ORTAKLIKLAR İLE İLGİLİ KONULAR



 

SORU: Birisinde yetim, cami ve dernek gibi bir müesseseye ait bir miktar para var. Şimdilik o paraya ihtiyaç yok. Onu bir kimseye karzı hasen vermesi caiz midir?
CEVAP: Yetimin velisi veya mütevellisi yangın, hırsızlık ve gasp gibi bir tehlike sözkonusu olursa yetimin parasını birisine karzı hasen veya emanet olarak verebilir. Çünkü bu tasarruf yetimin aleyhinde değil, lehindedir. Böyle bir tehlike olmasa hiçbir surette o parada tasarruf etmek caiz değildir. Cami sorumlusu ile dernek başkanı ve üyeleri de böyledirler. Yani caminin veya derneğin parasını korumak zor olursa onu karzı hasen veya emanet olarak vermesinde beis yoktur, aksi halde caiz değildir.
 
SORU: Onbeş kişilik bir şirkette ortaklardan bir kısmı çalışıyor, diğerleri çalışmıyor. Çalışanlar emeklerinin karşılığını ne şekilde alacaklar?
CEVAP: Şirket kuranlardan herhangi bir kimsenin kamyon, taksi ve ev gibi kendisine ait eşyayı şirkete kiraya vermesi caiz olmadığı gibi, kendisinin de ücret karşılığında şirkette çalışması caiz değildir. Hanefi mezhebine göre de illetine gelince; söz konusu olan ortak şirketin sahiplerinden biri olduğundan kendisine ait bir şeyi kiraya verecek olursa kendi malını kendine kiraya vermiş olur. Yine şirkette çalıştığı için ücret alacak olursa kendi kendini, kendi malında ücret mukabilinde çalıştırmış olur. Şafii mezhebine göre ise caizdir. Bu problem şu şekilde halledilebilir. Hanefi mezhebine göre çalışan ortakların hisseleri, şirketin elde ettiği gelirden çalışmayanlara nisbetle daha yüksek tutulabilir.
Mesela Dört kişi bir şirket kurup herbiri birer milyon para koysa ve içlerinden birinin de şirkette müdür olarak çalıştırılması istense; o kişinin vereceği emeğin karşılığını alabilmesi için kendisine kazançtan yüzde kırk verilmesi şart koşulur ve diğer ortaklarının herbirinin hisseleri kazancın yüzde yirmi oranında tahsis edilir. Böylece problem halledilmiş olur. Eski fakihlerin çoğu bu kanaattedirler. Abdülazziz el Hayyat gibi bazı yeni fakihlere göre ise, yönetici ve uzman gibi şirkette çalışan bir ortağın maaş almasına engel olacak bir nas yoktur. Bunun için yönetici veya uzman olarak maaş alması caizdir.
 
SORU: Bir kimse ziyana karışmamak ve kazançta ortak olmak şartıyla birisine bir miktar para verir ve mudarebe akdini yaparlarsa bu akid caiz midir?
CEVAP: Bir kimse ziyana karışmamak şartıyla birisine bir miktar para verir ve kendisiyle şirketi mudarebe akdini yaparsa, koşulan şart fasit bir şart olup nazarı itibara alınmaz ama şirket sahihtir. Zaten kazancın miktarını tecavüz ettiği takdirde, yani kâr edilmediği gibi zarar edilse ziyan sermayeye dönük olacaktır. Şafiî mezhebine göre böyle bir şart akdi bozar. Kazanç, ziyan ve varsa sermaye sahibine aittir. Sermayeyi çalıştıran mudarebe ücret elmisil verilecektir.
 
SORU: Bir kimse her ay kendisine belli miktar para verilmek şartıyla birisine bir sermaye vererek şirket akdini yaparlarsa caiz midir?
CEVAP: Bir kimse her ay muayyen bir miktar para verilmek üzere birisine bir sermaye verip mudarebe şirketinin akdini yaparlarsa caiz değildir. Çünkü Şirketi Mudarebenin sıhhat şartlarından biri kazancın ortak olmasıdır. Şayet sermaye sahibine her ay muayyen bir şey verilse kazanç bundan başkası olmayabilir ve dolayısıyla kazanç ortaklığı ortadan kaldırmış olacaktır. Bunun için bu tip şirket fasit sayılır ve bu sebeple kazanç ziyan, ne varsa mal sahibine aittir. Ticaret yapan mudaribe de ücret el misil verilecektir. Şafiî mezhebinde yine şirket fasittir.
 
SORU: Parası bulunup da ithal yetkisine sahip olmayan bir kimse, ithalatçı birisiyle mudarebe akdini yapması, daha sonra da mudaribin ithal yapması caiz midir?
CEVAP: Malum olduğu gibi mudarebe; birisinden sermaye, diğerinden emek olmak üzere iki kişi arasında cari olan bir akitten ibarettir. İslâm hukukunda sermaye veren kimse Rabbulmal, emek sahibine de mudarip denir. Verilen izne göre emekçi, emeğini ister yurt içinde ister yurt dışında harcasın, yani mudarebe akdi yapılınca yurt içinde ticaret akdi yapmak caiz olduğu gibi yurt dışında da caizdir.
 
SORU: Bir şirket Avrupa'dan ithalat yapmak istiyor, ama ekonomik durumu müsait olmadığından bir finansman kurumuna başvuruyor. Bunun üzerine bu kurum da Avrupa'da bir şirketle temas kurarak ondan sermaye sağlıyor. Böylece bu şirket mudarebe kabilinden finans kurumu adına ithal edilecek malın bedelini yatırıp o malı gönderiyor. Bunun neticesinde elde edilecek kâr da üç şirket yani finans kurumu, ithalatçı şirket ve Avrupa'da sermaye sahibi olan şirket arasında bölünecektir. Bu tür muamele caiz midir?
CEVAP: Sağlanan sermaye şayet bir finans kurumunun temsilcisi vasıtasıyla veya yazıyla sermayenin teslimi ve tesellümü oluyor ise mesele tamamdır. Çünkü sermaye sahibi o Avrupa şirketidir. Kurumu ile ithalatçı şirket de müştereken mudariptirler.
 
SORU: Kurumumuz (A) şirketinin yurt dışındaki mümessili bulunduğu firmadan bir mal satın almak istemektedir. Ancak bu mal için alım vesikalarının (A) şirketi adına düzenlenmesi gerekmektedir. Zira bu malı yurt dışındaki firma (A) şirketinden bir başka şirkete satmak istememektedir. (Aralarındaki mümessillik anlaşması gereği) Kurum bu malın bedelini ödeyerek ithal ediyor, bedelini ödeyerek ithal ettiği bu malı; mesela (A) şirketine veya bir başka şirkete veresiye olarak satmak istemektedir. Biraz önce de ifade edildiği üzere malın fatura ve diğer belgeleri (A) şirketi adına gelmiştir. Bu tutumu düzeltmek için (A) şirketi faturalar karşılığında malı kurumumuza vesika üzerinde teslim etmiş olsa ve böylece kurumun fiilen sahip olduğu malın faturasının devrini de şeklen düzelttikten sonra malı tekrar (A) şirketine veresiye olarak satabilir mi? Böyle bir satış caiz olur mu?
CEVAP: (A) şirketiyle yurt dışındaki firma arasında sualde zikrolunan anlaşma yapılmış ise de adı geçen şirket herhangi bir kimse için vekâlet veya bidaet (ısmarlama) usulüne istinaden herhangi bir şeyi o mahut firmadan satın alabilir. Bunda hiçbir sakınca yoktur. Sonra mal sahibi, peşin olsun, vadeli olsun (aracı şirket dahil) istediği kimseye veya şirkete devredebilir.
 
SORU: (A) şirketi yurt dışından mümessilliğini aldığı bir şirketin malını kurumumuzla birlikte ithal edip satmak ve doğan kârı paylaşmak istemektedir. Söz konusu mal (A) şirketi adına gelecektir. Malın tanıtımı için 10 TL. Türkiye'ye girişi sırasında gümrüğü kurum tarafından ödenecek. Bilahare tanıtımı için verilen para verilen gümrük parası ve yurt dışı borcu mal satıldıktan sonra satış bedeli içinden ödenecektir. Doğan kâr, kurumla (A) şirketi arasında anlaşılan oran üzerinden paylaşılacaktır. Yapılan böyle bir kâr ortaklığı anlaşması caiz midir?
CEVAP: Birkaç kişi veya birkaç şirket, ortaklaşarak peşin veya vadeli, yurt içinden veya yurt dışından herhangi bir malı satın alabilirler. Bunda bir mahzur yoktur. Bu tip ortaklığın adı mülk ortaklığıdır. Satın alınan mal, ister ortaklar namına, ister birisinin namına hüküm değişmez. Bu muamele de sahihtir.
 
SORU: Birkaç kişi bir araya gelip ortaklaşa birkaç katlı bir bina aldık. Sonra ben bir katında oturup çalışmaya başladım. Ortaklarıma da benim gibi birer katta oturup çalışmaları veya kiraya vermelerini teklif ettim, ama yapmadılar. Bu sebeple de bina senelerdir boş duruyor. Üstelik de benden, içinde çalıştığım katın kirasını istiyorlar. İslâm hukukuna göre buna hakları var mıdır?
CEVAP: İslâm hukukuna göre bir binada ortak olan kimseler mümkünse hepsi o binada oturabilirler. Biri diğerine mani olamaz. Hatta biri diğerinden izin almadan müstakil mülkünde oturduğu gibi oturabilir. Diğer ortakların ücretlerini de vermek zorunda değildir. Bu binanın taksimi mümkün ise ortaklardan biri taksime talip olduğu takdirde talebi yerine getirilmesi gereklidir.
 
SORU: Ortaklardan biri ortağından izin almadan ortak maldan ödünç verebilir mi?
CEVAP: Bir ortak, diğer ortağın izni olmadan ortak malda tasarruf etme yetkisine sahib değildir. Ondan tasadduk etmesi caiz olmadığı gibi ödünç vermesi de caiz değildir.
 
SORU: Beş kişi bir araya gelerek meydana getirdikleri sermaye, ortaklar tarafından zarar ve kâr kendilerine ait olmak üzere sırayla kullanılmaktadır. Böyle bir muamele câiz midir?
CEVAP: Bu tip bir muamele üç yönden caiz değildir: Birincisi, İslâm'ın kabul ettiği şirket çeşitlerinden değildir. Çünkü İslâm'ın kabul ettiği şirket çeşitlerinin tümünde kâr ve zarar ortakların tümüne aittir. Fakat sorudan anlaşıldığına göre kâr ve zarar, ortadaki sermayeyi sırayla kullanan beş kişiden birine aittir. İkincisi, para gibi şeyler "muhayee" dediğimiz sıra usulüyle kullanılanlaz, böyle bir kullanım caiz değildir. Çünkü muhayeenin kullanımla telef olmaması gerekir; Hava, dükkân ve değirmen gibi... Dolayısıyla para gibi kullanmakla telci'olup elden çıkan şeylerle muhayee caiz değildir. Bu şekilde ortaklık yapan kimseler birbirlerine menfaat karşılığında ödüne para vermektedirler. Çünkü beş kişiden her biri sırası gelince sermayenin tümü kendisine verilen için kendi parasını diğer ortaklarına karzen vermektedir. Ancak bu karz gerektiği şekilde değil, bir menfaat karşılığında verilmektedir. Oysa karın menfaat karşısında verilmesi caiz değildir. Yukarda saydığımız bu sebeplerden dolayı bu tür bir muamele caiz değildir.
 
SORU: Çok ortaklı bir şirketin zekâtı nasıl çıkarılacaktır?
CEVAP: Yöneticiler ortakların izni olmadan zekât çıkarabilirler mi, yoksa herkes kendi hissesinin zekâtını ayrı mı çıkaracaktır? Çok ortaklı bir şirketin zekâtı ortaklar tarafından ayrı ayrı çıkarılabileceği gibi bir ortak tarafından da çıkartılabilir. Ancak Hanefî mezhebine göre diğer ortakların izin vermeleri şarttır. İzin verilmeden müşterek malın zekâtı çıkarılamaz. Şafiî mezhebine göre ise bir ortak diğer ortaklardan izin almadan da müşterek malın zekâtını çıkarabilir.
 
SORU: Bir şirket hastahane veya fabrika gibi bir şey kurduktan sonra kazancı bölüşmek üzere işletilmesini bir doktor veya mühendise vermektedir. Böyle bir muamele sahih midir?
CEVAP: Sorudan anlaşıldığı gibi hastahane veya fabrikayı meydana getiren şirkettir. Yani şirket, mal sahibidir. Ancak kazancı paylaşılmak üzere işletilmesini ehline veriyor. Hastahaneyi doktora, fabrikayı ise mühendise veriyor. Hanefî mezhebine göre istihsanen bu tip muamele caizdir.
 
SORU: Herhangi bir kimse bir şey satın almak ister, ama maddi durumu müsait olmadığından varlıklı bir tüccara veya şirkete başvurup durumu kendilerine bildirmesi üzerine varlıklı tüccar veya şirket o nesneyi peşin fiyatla satın alarak onu isteyen kimseye vadeli ve uygun bir fiyatla devretmektedir. Bu alış veriş caiz midir?
CEVAP: Bu kabil alışverişin yapılmasında dinen bir sakınca yoktur. Yalnız varlıklı tüccar veya şirket o isteklinin ihtiyacını istismar edip de fahiş bir fiyatla satmak suretiyle kişiyi mağdur etmemelidir.



iskenderpasa.com Hukuki Şartlar | İletişim Yardım | Site Haritası
Copyright 2000-2009 Server İletişim A.Ş. Her hakkı mahfuzdur. All Rights Reserved. Sık Kullanılanlara Ekle | Tavsiye Et