18 Şaban 1431 | 30 Temmuz 2010
 
A257D1D7-A390-443A-A8A7-3ED77B0D1AAE
Üye Girişi | Üye Ol
  • ANA SAYFA
  • KUR'AN-I KERİM
    • Okuyun
    • Dinleyin
    • Bilgilenin
  • SON PEYGAMBER
  • TASAVVUF
    • Tasavvufa Dair
    • Yolumuzun Esasları
    • Silsile-i Şerif
    • Hatm-i Hacegan
    • Evrad-ı Şerif
  • M. ZAHİD KOTKU (RH. A.)
    • Hayatı
    • Fotoğrafları
    • Kitapları
    • Sohbetleri
  • M. ES'AD COŞAN (RH. A.)
    • Hayatı
    • İslam Anlayışı
    • Tasavvuf Anlayışı
    • Hizmet Anlayışı
    • Kitapları
    • Başmakaleleri
    • Sohbetleri
    • Fotoğrafları
    • Anma Programları
  • M. NUREDDİN COŞAN
  • SIK SORULAN SORULAR

  • Makaleler
    • İslam Dergisi Başmakaleleri
    • Kadın ve Aile Dergisi Başmakaleleri
    • İlim Sanat Dergisi Başmakaleleri
    • Panzehir Dergisi Başmakaleleri
    • İdeal Yol
Makaleler > İslam Dergisi Başmakaleleri

Kullanmadığımız İmkânlar



Ocak 1985

İnanan bir kimse olarak, sayıları yüz milyonlarla ifade edilen şu din kardeşlerimizin hallerine bir bakınız. O dinamik imanlarının gereği, kendilerinin nasıl olmaları gerekirdi? Bu kadar muazzam kalabalıklar, din ve imanlarına göre hareket edebilseler neler başaramazlardı ki onlardan neler bekler, neler umardık.

Halbuki her yerde, Asya’da, Afrika’da, Avrupa ve Amerika’da ne kadar hor ve menfur, mazlum ve mağdur durumdalar! Bakınız, ekseriya ülkeleri çiğnenmiş, hürriyetleri gasp edilmiş; başlarına hain ve zalimler çöreklenmiş, kıpırdamalarına bile fırsat vermiyorlar. Tabiî zenginlikleri yabancılar tarafından doymak bilmez bir iştiha ile sömürülürken, kendileri aç kalıyor, köle gibi yaşayıp, haşerat gibi ölüme terk ediliyorlar. Başına çorap örülmemiş, dertsiz, belasız, kaç İslâm ülkesi gösterebilirsiniz?

Şevketli imparatorluklardan sonra bu perişan hale nasıl düştük? İleri sürülen bir yığın göstermelik sebep sakın bizi aldatmasın. İyi bilelim ki bu, İslâm ahlâkından uzaklaşmamızın, asil imanımızı hor görüp kendi elimizle moral kaynaklarımızı tıkamamızın, gafletle, bindiğimiz dalı kesmemizin sonucudur; dünyanın zevk ve sefasına dalmanın, maddî çekişmelerle tefrikaya düşmenin, birbirimize buğzedip sırt çevirmenin, gaflet ve tembelliğin ilahî cezasıdır.

Bu ceza, ihlasla tevbe edip tekrar Hakk’a dönmeden, İslâm ahlâk ve ahkâmına sımsıkı sarılmadan üzerimizden asla kaldırılmaz. Kâinatın ilahî kanunlarına ters tutumla muvaffakiyet mümkün değildir.

Düşmanlar bizi bizden iyi tanır. Güç ve moral kaynaklarımız onlarca gayet net olarak bilinmektedir. Onun için dinimize saldırır, imanımızı sarsmaya çalışıp bizi rûhen çökertmeye say ederler. Aramızdan yardakçılar bulur, onları bize saldırtırlar. İslâm’a, gelişmeye manidir diye iftira eder, müslümanları tutucu ve gerici gösterir, halkı birbirine düşürür, atı alıp Üsküdar’ı geçerler. Hatta besledikleri kanı bozuklara modern amentüler hazırlatmışlar, aramıza sapık fikir ve felsefeler sokuşturmuşlar, hainleri reklam edip alkışlamış, putlaştırmışlar; dinsizlik, ahlâksızlık ve soysuzluğu alenen tervic ve teşvik etmişlerdir.

Bu bir gizli savaştır, korkunç bir kültür emperyalizmi mücadelesi sürmektedir de çokları farkına varmıyor. Düşmanın kısmî başarısı, işte bu eşsiz bönlüğe, derin gaflet ve cehaletimize dayanmaktadır. Bazı gafil müslümanlar, neyi verip neyi aldıklarını; neler kaybedip neler kazandıklarını hâlâ anlayamamış, uyanamamışlardır.

Eyvâh! Bu bâzîçede bizler yine yandık,

Zirâ ki ziyân ortada, bilmem ne kazandık!29

Yeis ve ümitsizlik yok; bir büyük imtihan içindeyiz, çalışır, sabır ve sebat gösterir, Allah’a dayanırsak zafer bizim olacaktır.

Müslümanlar kendilerinde mevcut ve meknuz güçlerden, maddî ve mânevî imkânlardan gafil ve bîhaber durumda; moralleri çökmüş, aşağılık kompleksine tutulmuş, ümitsizliğe düşmüştür. Dostlarını bilmemekte, düşmanlarını ise gözünde fazla büyütmektedir. Halbuki herkes bir bardak su dökse düşmanları sel alıp götürecek, biraz konuşsalar gök gürültüsü olacak; doğrulup davransalar hasımların ödleri patlayıp yürekleri duracaktır.

Bu vakıayı iyi görmeli, bilmeyen kardeşlere öğretmeli, âtıl imkânları harekete geçirmeli, safları sık ve düzgün tutmalıyız.

“Gevşemeyiniz ve üzülmeyiniz, eğer gerçekten mü’minler iseniz mutlaka sizler üstün geleceksiniz.”30

“Yoksa sizler, Allah, içinizdeki cihad edenleri sınayıp anlamadan, sabır ve sebat edenleri bilmeden, hemen cennete girivereceğinizi mi sandınız!”31

*


Dipnotlar
1. Ziya Paşa, Terkîb-i Bend, s. 122.
2. 3/Âl-i İmrân, 139.
3. 3/Âl-i İmrân, 142.



iskenderpasa.com Hukuki Şartlar | İletişim Yardım | Site Haritası
Copyright 2000-2009 Server İletişim A.Ş. Her hakkı mahfuzdur. All Rights Reserved. Sık Kullanılanlara Ekle | Tavsiye Et